14 Şubat 2006

Trabzon Texas'a Döndü !!


Birkaç gündür internet bağlantımdaki sorundan dolayı yazamadım, oysa öyle gelişmeler oldu ki! Zaten Türkiye'de gündem her hafta değişiyor. Başka ülkelerde olsa bir yıl gündemi meşgul edecek bir konu, bizde bir hafta sonra yerini bir başkasına bırakıyor.
Önceki hafta Fatih ve Gökdeniz'le ilgili gelişmeler olmuştu. Dünkü Sabah gazetesinde faillerden biri olduğu söylenen Hakan S. isimli aranan şahıs, bizzat muhabirle yüzyüze görüşerek oldukça ilginç açıklamalarda bulundu: Gökdeniz, Sebat-Kayseri maçı öncesi Sebat'ın Başkanı'na 1 milyon $ teklif etmiş yenilsinler diye. Başkan bunu kabul etmemiş, daha sonra Gökdeniz'in bahis planları suya düşünce üç gün sonra başkan ayaklarından vurulmuş. Hakan S.'nin söylediğine göre başkanı Gökdeniz vurdutmuş. Bu olay üzerine devreye Fatih girmiş ve bu kişiye ulaşarak Gökdeniz'i koruması için anlaşmış. Buraya kadar söylenen sözler Gökdeniz için suç duyurusu niteliği taşıyor. Asıl bomba ise bundan sonra: bu olaylar vali ve emniyet müdürünün bilgisi dahilinde fakat örtbas edilmiş. Eğer savcı bu olayın üzerine giderse -tabii iktidarı arkasına alması lazım- Trabzon'da çok değişik olaylar gelişebilir. Bu haberi dün sabah okudum gazetede. Akşam haberlerinde de bu şahsın yakalandığı bildiriliyordu.
Mevlana'nın bir sözü var, nerdeyse dilimden hiç düşürmüyor ve hayatın her alanında yeri geldikçe kullanıyorum: "Hırs ve tamah, insanı kör ve sağır eder." Gökdeniz de para hırsıyla başına gelebilecekleri tahmin edememiş görünüyor. Bununla birlikte çok paranın insana doyum getirmediği de ortada.
Trabzon bu olayla çalkalanırken gündeme bir başka bomba düştü: Santa Maria Kilisesi Rahibi Andre Santoro pazar günü ayinden sonra vurularak öldürüldü. Haydaaaaa. Bu kiliseye ben de önceleri birkaç kez merak ettiğim için gitmiştim. Hatta o zaman İtalya'dan yeni gelmiş bir rahibeyle konuşmuştuk, o yüzden rahip ve rahibelerin İtalya'dan geldiğini biliyordum. Öldüren 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin-Vakfıkebir Düzlük köyünden. Bugüne kadar pekçok iddia ortaya atıldı ama hala gerçek açıklanmadı. 16 yaşındaki bir çocuk neden böyle bir cinayet işlesin ki? Kimi, papazın bazı çocuklara para verdiğini bu çocuğun o gün para alamayınca cinayeti işlediğini söylüyor. Bu para söylentisi burda duyulmamış birşey değil. Birkaç yıl önce, kilisenin başıboş çocukları yanına çekmek için para verdiğini, çocukların hristiyanlığı kabul ettiklerini hatta bazılarının Yunanistan'a eğitime gönderildiklerini burdaki herkes duymuştu. Papazın misyonerlik faaliyetinde bulunması açıkçası beni pek kızdırmıyor zira adam kendi inancını yaymak için çalışıyor. Şu an müslüman olmak isteyen birine yardım etmez miyiz? Ederiz tabii. Ama iş misyonerlik değil de Pontus hayallerini gütme aşamasına gelince işte orda dur demek lazım. Pontus hayallerinin olduğu bir gerçek, komplo teorisi değil. Şurda 80-90 yıl önce 1.Dünya Savaşı zamanında Trabzon ve çevresi Ruslar tarafından işgal edildiğinde burda müslümanlarla yanyana yaşayan-komşu olan (hepsi demeyelim) Rumlar ve Ermeniler, Ruslar'la bir olup onların safına geçmiş ve yüzyıllardır hayallerinde yaşattıkları Pontus rüyasını hayata geçirmek için ellerinden geleni yapmışlardı. O günleri düşündükçe üzülmeden edemiyorum: aynı toprağı havayı paylaştığın insanları fırsatını bulduğunda arkadan hançerlemek insanlığa sığar mı? Benzer şeyler İstanbul-İzmir vs'de de yaşanmış. Bu çirkinlik ve hıyanet iki yıl sürmüş ve Rusya'da patlak veren ihtilalle Ruslar çekilince Rum ve Ermeniler ortada kalmış ve hakettikleri cezayı almışlardır. Ve tabii sonrasında da mübadele olmuş. İnsan o günün şartlarını düşündüğünde yapılanı onaylıyor, bu hıyanet karşısında başka ne yapılırdı ki? İşte 90 yıl önce yaşanan bu olaylar, Rumların bura üzerindeki emellerinden vazgeçmeyeceklerinin bir göstergesiydi. Zaman zaman gizli faaliyetler yürütülmüyor değil bu bölgede. Trabzon'daki bu karmaşıklıkların altında (geçen yıl TAYAD üyelerinin yaptıkları- Maçka'ya sızan teröristler vs.) yöre insanının çok çabuk parlayan yapısından da faydalanılarak bölgenin çatışmalara sürüklenmesi ve Amerika'nın Karadeniz'i üs olarak kullanmak istemesi-Rumlar'ın Pontus hayallerinin gerçekleşmesi gibi planlara ortam hazırlanması olabilir mi? Biz içinde yaşadığımız için buranın kıymetini pek bilemiyor olabiliriz fakat tarih boyunca Trabzon stratejik açıdan çok değerli görülmüş: Rusya'ya Kafkaslar'a açılan bir kapı olması vb gibi.
Tabii bunların yanında ildeki ekonomik şartların çok kötü oluşu (hadi ben vasıflı işsizim, her önüme gelen işe atlamıyorum ama vasıfsız ve işsiz olan insanlar da var), spordaki başarısızlıklar (başka bir yer için bu komik gelebilir ama Trabzon'dan bahsediyorsak bu çok önemli) vs de olayların gidişatında önem arzediyor.
Oysa Trabzonumun bu tür olaylarla değil de, spor-kültür-ekonomi gibi alanlardaki başarılarından dolayı Türkiye ve dünya gündemine girmesini isterdim.
Her gece duyulan silah seslerinin (bugün sabah 9'da çok yakınımızda duydum) nedenlerini de iyi analiz etmek gerekiyor şüphesiz. Tamam Karadeniz insanının genlerinde silah tutkusu vardır ama ülkenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, medyadaki kahraman karakterler (Kurtlar Vadisi vs) gençlere ne şekilde örnek oluyor, iyi tahlil edilmeli. Sokakta küçük-büyük bir şeyden dolayı kavgaya karışmak istemiyor insan, zira gençlerin belleirnde silah veya bıçak var mutlaka, niyazi olmaktan çekiniyorsun. Bazen bu konular tartışıldığında bizden bir önceki nesle " bu nesli sizler yetiştirdiniz, onlara ne verdiniz ki şikayet ediyorsunuz" diyorum. Aslında Sokratres bile zamanında gençlerden şikayet edermiş: büyüklerine saygı duymuyorlar-okumuyorlar vs. O yüzden gençlerden çok da şikayet etmek doğru değil ama onları iyi yetiştirmek-geleceğe hazırlamak da anne-babaların en önemli görevi.
Papaz cinayetinin gerçek sebebi açıklanır mı bilmiyorum fakat olayın takipçisi olacağım.