16 Kasım 2006

Felsefe Uzerine


Biraz once -daha once de bahsettigim- TRT-2'deki Prof.Dr.Kenan Gursoy'un sundugu 'Dusunce Iklimi' programini izledim. Bugunun konusu 'Felsefe' idi. Konuklari ile cok guzel bir sohbeti gerceklestirdiler.
Avrupa'da liselerde felsefe dersi veren 3 ulkeden biri oldugumuzu ogrendim, su anda 28 universitede felsefe bolumu varmis. Bunlar sevindirici fakat felsefenin neden hayatimiza sirayet edemedigini dusunmedim degil. Biz de lisede felsefe dersi gorduk, fakat o kadar sevmedik, ogretim metodundan mi acaba? Oysa felsefeden uzak kalmak hayatin kendisinden-dusunmekten uzak kalmak demekti. Biz ne yaptik ki, insanimizi dusunmekten soguttuk?
Felsefe, tarih sureci icinde canli olarak yasayan ve suregelen bir bilim dali. Bin yil onceki Aristo'dan Gazali'den ayiramiyorsunuz bugunku felsefeyi. Ne oldu ki, 13. yuzyildan sonra etkili dusunurler yetistiremedik? Avrupa, bizim dusunurlerimizden etkilenerek kendi medeniyetlerini-ronesanslarini gelistirmede biraz geciktiler, 2-3 yy surdu. Oysa biz komplekse kapilmadan Yunan felsefesinden gelen bilgileri incelemeye baslamisiz.
Ben bugune gelmek istiyorum. Bugun yasadigimiz toplumsal olumsuzluklari, felsefeden-dusunmeden uzak kalisimiza bagliyorum. Hep sikayet ederiz, bize dusunme degil ezbercilik ogretiliyor diye, cok dogru. Programda da uzerinde duruldugu gibi, sanirim yapmamiz gereken, dogu-bati felsefesini de ihmal etmeyerek kendi koklerimizden kaynaklarimizdan yola cikarak tekrar felsefeyi hayatimiza davet etmek olacak. Ancak o zaman ozgurce dusunerek hayatimizi daha da guzellestirebiliriz.
Yazida soru isareti iceren cumleler fazla oldu, zaten felsefe cevaptan daha cok soru sorma degil mi?