19 Şubat 2006

Güzel Türkçemiz!!

Bir haftadır her gece 2-3 arası uyuyorum. Sabahleyin -sağolsun- kızım 7-8'de uyanınca ben de uyanıyor ve daha uyuyamıyorum. Sarhoş gibiyim bu aralar.
Şu sağ taraftaki kolona birşeyler ekleyeyim dedim, sayfanın en altına gitti, bir türlü de geri alamıyorum. http://help.blogger.com adresinde derdimle ilgili bir link buldum ama bana çare olamadı. Bilen varsa yardım etsin lütfen.
Bugün Zeynep'i biraz eğlendirelim dedik. Kış mevsimi olduğundan çocuk eve tıkılıp kalıyor, enerjisini atmak için evde olur olmaz yaramazlıklar yapıyor. Önce oyuncak mağazasına gittik, Toy's r us, üff yazarken bile zorlandım. Yeri gelmişken güzel türkçemizi toplum olarak katletmemizin en iyi (maalesef) örneklerini çocuklarla ilgili oyuncak-giysi vs. gibi araçlarda görüyorum. Hadi büyüklerde "center" hastalığı var, olur olmaz her mağazada-yerde bu yazıyı görmek sinirlerimi kaldırıyor: Can Ceramic Center vs vs. gibi. Çocuğum olunca tabii bu işin farkına biraz daha vardım. Özellikle kızlarda bir Barbie-Cindy sendromu sözkonusu. Üreticiler takmış bu isimlere. En pahalı mağazadaki orjinal oyuncaklardan tutun pazarda satılan berbat Çin malı bebeklere kadar hepsinde aynı isimler var. Tabii çocuk da onu öğreniyor, onu biliyor, onlardan başka bir bebek istemiyor. Evde uzun boylu bir bebek var, üzerine Cindy yazmışlar, kızım da büyüklerinden ismini öğrenmiş. O bebeği "Cindy'mi verir misin?" diye istediğinde bir keresinde "kızım onun adı Cindy değil Fatoş" dedim, anında "baba onun adı Cindy, sen yanlış biliyorsun" cevabı geldi. Tişörtlerde, kitap-defter kapaklarında, kalemlerde vs çocukla ilgili ilgisini çekecek her şeyde maalesef Türkçe isim yok. Eee kültürel emperyalizm elbette çocuklardan başlayacak ki, yeni nesil böyle öğrensin. Son yıllarda bu ingilizce hayranlığımıza karşı özellikle Oktay Sinanoğlu'nun (www.sinanoglu.net) çabalarıyla bilgi ve mücadelemiz artmış durumda. Hele o plaza türkçelerimiz, Allahım sen koru. Büyük şirketlerde çalışanlar bilirler, şirket elemanlarının toplandıkları yerlerde-toplantı odalarında güzel türkçemizin içine edilir. 10 kelimelik bir cümlenin (bu kadar uzun cümle kurabiliyor muyuz hala?!!) 3-4 kelimesi ingilizce.Gençlere bu konunun önemi anlatılmalı. En güzeli de biz anne babaların sorumluluğu ile oluşacak ve çocuklara kazandırılacak altyapı sanırım. TV'lere de büyük iş düşüyor, neden ATV'yi normal a-te-ve şeklinde telaffuz ediyoruz da NTV'yi en-ti-vi olarak söylüyoruz veya kanaldakiler söylüyor?
Fransa'da yabancı isimleri mağazalarda kullanmak yasak, yeni açılacak yerlere de zaten izin verilmiyor. Onlarda bu konu bilinçli bir hal almış, biz yeni yeni anlıyoruz. Eskiden savaşla yapılan işgallerin yerini kültür işgali almış. Robert Kolej'den İtalyan Lisesi'nden vs. mezun olan gençler o ülkeye hayranlıkla bakmıyorlar mı? Zaten Robert Kolejinde papazlar ders veriyormuş eskiden,şimdi de öyle mi bilmiyorum. Ülkeye ne faydaları oldu ki ordan mezun olanların, başbakan bile oldular. Her neyse, bu konu gayet önemli ve herkes önce kendinden ve yakın çevresinden başlayarak bilinçli bir vatandaş örneği göstermeli. Son olarak Türkçemizi Canlandırma Derneği'nin web adresini vererek sözümüzü bitirelim: www.turkcan.org