trabzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trabzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2008

Yaş 33..

Üç haftadır doğudayım. O yer senin bu yer benim dolaşıyorum. Arasıra Trabzon'a geçiyor özlem gideriyorum sonra yine devam. Şu an Ardahan'dayım. Yılldardır buralara gelirim, pek fazla birşey değiştiğini görmedim. Sadece eskiden sere serpe yere oturabilirdim, artık o da yok kene yüzünden.
Geçen hafta doğum günümdü, Trabzon'daydım. Geçen yılki yazıya baktım, trigliserit 500 olmuş moralim bozulmuştu. Bir ay kadar ilaç kullandım sonra bıraktım, şu an halim nicedir bilemiyorum. 33 yaşında olduk, ahirette de insanlar bu yaşta dirilecekmiş!

Sağda solda çekildiğim bir-iki fotoğrafla işi bitirelim, sonra yine yazarız:


30 Ağustos 2007

Aşka Yolculuk

Yarın Trabzon'a gidiyorum, kaç zamandır bekardım buralarda. Ailemi alıp geri geleceğim inşallah. Ankara'da su sorunu şu aralar yok, sular akıyor, tabii barajlar için aynı durum sözkonusu değil. Onun dışında Ankara, 864 rakımlı tepe için hareketli günler yaşadı, memleket için iyi olur inşallah.

Mevlana'nın Fihi Mafih'i elimde, onu okuyorum. Daha önce Cemalnur Sargut Hanımefendi'nin "Kenan Rifai ile Aşka Yolculuk" isimli kitabı okumuştum, tasavvufla ilgilenenlere hararetle tavsiye ederim.

Kitaptan aklıma ilk gelen; Kenan Rifai Hz.'lerine "tasavvuf nedir" diye sormuşlar. "İncitmemek ve incinmemektir" demiş. Tasavvufun çok farklı tanımları var. İncitmemek bir nebze kolay gibi geliyor: dilini tutarsın, insanları üzmezsin vs. Fakat incinmemek nasıl olacak? Bunu da şöyle açıklıyor: Herşey Allah'tan geliyor, sebebe değil Müsebbibe bakarsan kime niye incineceksin ki? Allah'a mı, haşa....Kitapta bu ve benzeri birçok incelik var, Allah nasip eder inşallah...


13 Ağustos 2007

Ankara Kokuyor...

Dün akşam Trabzon'dan döndüm, Ankara maalesef kokmaya başlamış. Yolda giderken arabanın içine çok kötü kokular geliyor. Aman Allahım nolacak bu memleketin hali? Evde baktım sular gelmiş, 3-5 dakika kahverengi akıttım tabii. Allah sonumuzu hayretsin, ne olacak bilmiyorum?
İnsanlarda ishal vakaları başgöstermiş, çoluk çocuk okullar açılınca çok sıkıntı çekilecek.
Felaket senaryolarını sevmem fakat sonumuz Madmax filmlerindeki gibi çöl mü olacak? Aslında herşeyde bir hayır vardır sözünden hareket edersek bugüne kadar nasıl bir israfın içinde olduğumuz göze çarpmış oluyor. İnsanoğlunun bu umursamazlığı ve doğayı bilinçsizce kirletmesi başka bir sonuca yolaçmayacaktı ki? Binlerce yıldır düzen içinde giden tabiat insanın müdahalesi ve açgözlülüğüyle karşılığını vermiş oldu. Açıkçası hadi bizi geçtik,bir sonraki nesil ne yapacak diye düşünmeden edemiyorum.
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler...

04 Ağustos 2007

Tatil ve Sonrası

Geçen hafta 1 haftalığına Trabzon'a gittik. Önce Sinop'a gittik. Ilgaz Dağlarını ciğerlerimize çekerek Kastamonu'ya gittik, orda Trabzonluların açtığı bir restorantta Akçaabat Köftesi yedik, orjinaliyle farkı yok, tavsiye ederim. Daha sonra denize ulaştık, İnebolu'ya indik. İnebolu'dan Ayancık'a kadar daha önce gece ve yağmurda gitmiştim, fazla birşey görememiştim, şimdi gündüz vakti sahil şeridini tüm güzelliğiyle seyretmiş oldum. Kıyı şeridi güzel ama bir o kadar da yorucu, yollar çok dar ve virajlı, benim gibi o tür yollara alışkın birine bile zor geldi. Akşam üstü Sinop'a ulaştık ve bir arkadaşın tavsiyesiyle otele giriş yaptık. Karakum mevkiinde Zinos otel de kaldık. hemen denize girdik, hepimiz çok özlemiş denizi. Orda birkaç gün kalacaktık fakat Trabzon'da da deniz vardı ve benim kısıtlı vektim yüzünden ertesi gün Trabzon'a yola çıktık. Seçim günü olduğu için öğleye kadar yolda pek trafik yoktu. Sinop gerçekten küçük bir yer, fazla bir yer gezemedik. Trabzon'a ulaştığımızda saat 16:15 idi, oyumuzu kullanabiliriz dedik fakat saat 16:00'da oy kullanma sona ermişti.

Bir hafta boyunca hemen her gün farklı yerlere gittik. 3-4 kez denize gittim, çoğunda hava kapalıydı, bizim oraların kaderi de bu, o yüzden Akdeniz gibi olmuyor.


Sahil yolunun yapılması çok güzel oldu ama şehre girişleri bilmediğim için bir kere yolu şaşırdım, bu da benim için hoş bir durum oldu, yıllardır ordaydım ve yolu kaybettim :))
Havaların sıcak olması beni çok bunalttı, Ankara'yı aramadım desem yalan olur. Evde balkondan çıkmıyordum, evden Trabzon'un görüntüsü:
Son günümde Hıdırnebi yaylasına çıktık, şehirde nemden nefes alınamıyor fakat yukarı çıkmaya başlayınca sisle karşılaştık, bu bizi çok mutlu etti:
Ben bir haftayı tamamladım ve döndüm, şimdi Ankara'dayım ve burda su kesintileriyle başbaşayım. Şehir ikiye bölünerek 2 gün arayla sular kesiliyor. Laf aramızda bizim mahallede kesinti olmadı, şanslı mı saysam kendimi bilemiyorum, insanlar böyle sıkıntı çekerken...
Seçimlerin atlatılmış olması ülke açısından sevindirici. Politika konularında yorum yapmadığım için birşey söylemiyorum.
Haftaya bir toplantı için yine Trabzon'a gidiyorum, birkaç gün kalacağım, toprak mı çekiyor ne bir ayağımız orda oldu, hayırlısı bakalım.



22 Haziran 2007

Seyahatler...

Geçen hafta Doğu Anadolu'da idim. Yaklaşık 10 günlük bir seyahat oldu. Tek başıma idim, araba sürmekten yoruldum, en kötüsü de can sıkıntısı idi. Erzurum-Ağrı derken Kars'ta arkadaşlara kavuştum. Tanıdık yüzler görmek ne kadar iyi geldi bana:) Demek insan yalnız yapamıyormuş.
Dönüşte Erzincan-Sivas üzeri gelecektik fakat Erzincan'daki terör olaylarından çekindik-Trabzon üzeri geldik. O akşam ben annemlerde kaldım, arkadaşlarım da otelde. Maraş Caddesine girince, cadde bana çok küçük geldi. Tekel binası yıkılmış, kalenin ordan Atapark'a kadar araçlar için altgeçit yapılıyordu, tek değişiklik buydu. Ertesi sabah üç araba peşpeşe Ankara'ya yola koyulduk. Sahil yolu çok güzel olmuş, yıllarca o kötü yollarda dolaştım, oraların kahrını çektim, sadece Tirebolu'da ufak bir yerde şehir içine geçiş var. Bolaman tünelleri çok güzel olmuş, 1 saatte gidilen yol 15-20dk'ya düşmüş. Oralardan geçerken yolboyunca heryerde anılarım beni bırakmadı, karış karış gezdiğim yerleri görünce kötü oldum.
Samsun-Çorum arası yol çalışmaları nedeniyle çok yorucuydu. Eve-Ankara'ya geldiğimde 10 günlük yolculuğun sonunda resmen pestilim çıkmıştı.
Doğudaki terör olayları -herkes gibi- beni de fazlasıyla üzüyor, hele Erzincan ve Gümüşhane'deki olaylar. Sonu iyi olur inşallah.
Bu aralar Nurbaki Hoca'nın "Tekvir Suresi Yorumu"nu okuyorum, yine güzel açılımlar-yorumlar var.
Üç hafta üstüste seyahatler fiziksel anlamda beni epeyce yordu, şiddetle tatile ihtiyacım var. Bu sefer batıya değil karadenize gitmek istiyoruz. Belki birkaç gün Sinop daha sonra Trabzon olabilir, 40 derecede yanmaya hiç niyetim yok....

01 Ocak 2007

Hesap Lütfen (Yılsonu İçin) !!!

Yeni yılın ilk yazısı, geçen yılın dökümü ile ilgili olsun ve kişisel tarihimde yerini alsın istedim. 2006'nın ilk ayları benim için bekleme ile geçti. İş görüşmelerimi yapmış ve beklemeye başlamıştım, o istediğim haber bir türlü gelmiyordu, o günkü yazılarda bunu görebiliyorum şimdi. Hayatımda hiçbir şeyden pişmanlık duymamak gibi bir düşünce üzerinde yürümeye çalıştığım için yaşadığım iyi kötü her şeyi bir kazanç olarak görüyorum. O zaman diliminde de işsizliğin bir insan için ne kadar kötü ve bunalıma sürükleyici bir süreç olduğunu gözlemledim.
Daha sonra Ankara'ya taşındım ve gurbet yılları benim için başlamış oldu. O anlamda 2006 önemli bir yıl. Daha önce Trabzon'dan uzun süreli ayrılmamıştım hiç. Anne-baba-arkadaşlar-sevdiklerim.. hepsini geride bıraktım ve yeni denizlere yelken açtım. Bunun da hayatıma katkıları olacağı inancındayım. İnsan acı çeke çeke olgunlaşıyor ne de olsa...
Bayramın ve yeni yılın aynı güne gelmesi ilginç oldu, sanırım 9 yıl önce de Ramazan Bayramı aynı şekilde olmuştu. Yeni yıl benim için sadece kağıtlardaki sene kısmındaki değişikliği andırıyor, zira takvimlerin olmadığını düşünürsek dün ile bugünün pek bir anlamı yok.
Yeni yılın bazı kararları almada başlangıç olacağına da katılmıyorum, kararlar alınırsa hemen uygulamaya geçilmeli.
Bunların dışında geçen yıl anneannemi kaybettik. Ölüm yine kendini hatırlattı. Aslında hergün tv-gazetelerde gördüklerimiz ölümü bize hatırlatıyor fakat acı yakına düşünce bir başka oluyor.
Hz. Mevlana, "kurbandan maksat kendi nefsimizi kurban etmektir" diyor, yine o noktadan uzağız, inşallah seneye diyorum ve yeni yılın da tüm dünyaya huzur-mutluluk ve iç huzuru getirmesini temenni ediyorum...

28 Ekim 2006

Uzun Bir Ara

Uzun bir ara oldu biliyorum. Bunda bilgisayarın bozulması ve hala yanımda olmaması da etken:)
Bayramda memlekete gittim, Trabzon'a. Sahil yolu Trabzon geçişi tamamlanmış, 40 yılda yapılan bir yatırım-çok şükür. Bayramda havaların güzel olması çok iyi oldu, köylere gittim, Karadeniz'in yeşilliğini özlemişim.
İki gün izin olmaması kötü oldu, geri döndüm. Trabzon'da iken tatillerin birleştirilmesine kızardım. Dünyada en çok tatil yapan ülkelerden biriyiz, ekonomimiz kötü derdim. Oysa gurbete çıkınca keşke tatil olsa dedim, biraz bencilce oldu ama napıyim..
Akçaabat köftesi ve Zigana'da et yemek faaliyetlerini gerçekleştiremedim fakat hakkımı saklı tutuyorum, bir sonraki gidişime inşallah.

30 Eylül 2006

Ramazan,Mevlana



Ramazan geldi, hoş sefalar getirdi. Ruhumuzdaki yılgınlığa bir nebze çare olur inşallah. İki haftadır İstanbul-Ankara arasında mekik dokuyorum. Pazartesi günü arabayla gittik tekrar. Hendek civarında yoğun yağmurdan dolayı küçük bir frende arabamız kaydı, bariyerlere çarptık, Allahtan arkadan araba gelmiyordu yoksa bu satırları yazamayacaktım. Mevlam korudu bizi, verilmiş sadakamız varmış.
Perşembe günleri TRT 2'de "Düşünce İklimi" isimli bir proram yayınlanıyor. Fırsat buldukça izliyorum, tavsiye ederim. Bu haftaki programda Ramazan konuşuldu. İmsak'ın "tutmak" iftarın "açmak" anlamına geldiğini öğrendim. Ramazan'ın toplumsal belleğimizde nasıl bir yer edindiğine değinildi.
İstanbul'da Taksim'deki bir otelde kaldık, iftar için bir lokantaya gidip beklemeye başladık. İftar saatinde dışarı baktım, herkes dışarda. Oysa Trabzon gibi küçük yerlerde iftar saatinde hiç kimseyi dışarda göremezsiniz, oruç tutan da tutmayan da iftardan sonra dışarı çıkar. Bu bana garip geldi, tabii orası büyük şehir milyonlarca insan var.
Ramazan gelince hemen herkes eski Ramazanları hatırlar, belkide çocukluğumuzda yaşadıklarımız aklımıza gelir, o günlerin ruhumuzda bıraktığı derin ve tatlı izleri hatırlarız. Niye geleceğe değil de hep geçmişe bakarız bu anlamda? Geçmişte yaşadığımız güzel anların gelecekte yaşanacak güzelliklere teminat veremeyeceği için mi, yoksa insanın elinde-belleğinde olana daha yakın oluşundan mı?
Son olarak Hz. Mevlana'nın Ramazanla ilgili birkaç sözüne yer vereyim:

--"Oruç ayına girdiğin zaman, o aya kavuştuğun için Hakk'a şükrederek, sevinerek, neşeli olarak gir! Çünkü Ramazanın gelişinden üzülenlere, gamlılara oruç haramdır. Onlar, oruca layık değillerdir."
--"Sen vahdet denizinden ayrı düşmüş bir damla gibisin. Sen aslına nasıl ulaşacaksın? îste oruç, sel gibi, yağmur gibi seni alır, denize ulaştırır."
--"Oruç, Allah'ın has kullarına Hz. Süleyman'ın saltanatını bağışlayan bir yüzüktür, yahut da taçtır. Onu ancak seçkin kullarının başlarına giydirir."
--"Oruç, can gözünün açılması için bedenleri kör eder. Senin gönül gözün kör de, o yüzden kıldığın namazlar, yaptığın ibadetler sana o aydınlığı vermiyor, hakîkati göstermiyor."
--"Sen, göklere çıkmak, Mi'rac etmek sevdasındaysan, şunu bil ki, oruç, senin önüne getirilmiş bir Arap atıdır."

20 Haziran 2006

Cok Sukur

Artik Ankarali olduk diyebilirim. Yogun gecen 4 gunun sonunda esyalari yerlestirdik, yorgun ama mutluyum. Soyle ayaklarini uzatip uzanmak ne de guzelmis:)
Evimizin yaninda ihlamur agaci var ve balkona cok yakin, bu yaziyi yazarken de burnuma kokusu geliyor.
Dun kizimin atesi gunboyu devam etti ve artik aksam hastanenin yolunu tuttuk. Once ates dusurucu bir surup, ardindan igne ve uzun bir bekleyisten sonra da ilik dusa girdi yavrum hastanede. Simdi cok sukur duzeldi, sanirim hava degisikligi iyi gelmedi. Cocuklarda ates onemli, zira 5 yasin altindakilerde havale riski varmis. Allah korusun hepsini.
Mahalle temiz sakin bir yer fakat tasinirken hicbir komsunun en azindan aperatif birseyler olsun getirmemesi veya ister misiniz gibi sorular sormamasi dikkatimi cekti. Ben Trabzon'a aliskinim hala sanirim. Belki cok sey istiyorum ama insanin gonlunden gecmiyor degil. Belki de buyuk sehir olmanin gereklerinden biri de bu. Insanlar birbirine olan guvenlerini mi kaybettiler? Bu gelenler de kimdir, nedir vs?
Artik gurbet uzerine yazilan-soylenen sarkilar biraz daha anlamli oldu benim icin. Su an da onlardan birini dinliyorum.
Burda en cok denizi ozluyorum. Trabzon'da da cok sik gitmiyordum ama elden cikinca kiymetli oluyormus.

29 Mayıs 2006

Kiralik Ev Lutfen!!

Islerden firsat bulamadigim icin ev bulma isine yogunlasamamistim. Gecen cumartesi Emek tarafina gittim, bir emlakciya ugradim. Iki ev gosterdi: aman Allahim. Evler en az 30 yillik, eski, kucuk, 750 yt+ depozit... ohh masallah. Ben o paraya cok daha iyi yerler bulurum. Bugun Gazi'de bir yer baktim, icime sindi, insallah olur. Trabzon'daki evde esyalar toplanmis, kolilenmis bir sekilde bekliyor. Orayi da kiraya verecegiz. Esim ay sonu isten ayriliyor, benim ev tutmami bekliyor ve ben yine Sivastayim. Az once geldim. Yarin aksam donerim insallah bir aksilik olmazsa.
Isyerinde bolgem belli oldu, Ankara ici. Tabii bazen sehir disina yardim icin yine gidebilirim. Buna en cok esim sevindi, gozu yollarda beklemeyecek.
Ev tutma isi insani ugrastiran bir surec, su-elk-tlf falan, neyse o kadar olacak artik. Boyuk sehire gelmek benim istegimdi.
Bu arada Ankara'yi yavas yavas cozmeye basladim, arabayi ben kullaninca daha iyi oluyor. Arkadaslarin yol tarifleri iyi oluyor ama bazen kaciriyorum, dun aksam Eryaman'dan Ciftlik'e gelmek istiyorken kendimi Bolu'ya dogru giderken buldum. Allahtan depo dolu, gidiyoruz:)
Yeni bir sehri tanimanin heyecanini yasiyorum. Is icin bircok sehre gittim ama hicbiri yasayacagim yeri tanima kadar heyecan vermedi. Bolgem de Ankara oldugu icin artik sokak sokak ogrenirim herhalde.

22 Mayıs 2006

Istiklal

Istanbuldayim. 3 gunluk egitim var. Bugun Istiklal Caddesindeydik. 1 yildan fazla oldu gelmeyeli. Yollar hala yapiliyor, cile devam ediyor yer yer. Agri`nin koylerinden sonra burasi Turkiye`deki zitliklarin bir gostergesi. Zaten dunyanin-hayatin gercegi de bu. Herkes ayni-hersey ayni degil ki. 72 milletten insan var burda. Hafta sonu Trabzon`da iki guzel gun gecirdik kizimla, hasret giderdik. Ankara`ya donunce ev kiralama islemine hiz verecegim. Artik yerlesik duzene gecmem lazim.
Istiklal`de benim icin klasik olan once Sampiyon`da kokorec, ardindan da Saray`da kazandibi yemek zevkimi az once yerine getirdim. Insan benzer seyleri benzer mekanlarda araliklarla yapinca ister istemez eski gunlere donuyor.
Trabzon`da anneanemin mezarini ziyaret ettim, mezar taze oldugu icin biraz cokmustu, uzulduk tabii. En huzunlu yani da ziyaret sonrasi O`nu orda birakip geri donmemiz. Ey Allahim sen nasil bir unutma duygusu vermissin ki, insan en sevdigini kara topragin bagrina birakiyor ve sonra yine normal islerine geri donuyor? Zaten bu duygu olmasa yasanmazdi.
Ulkedeki karisiklar da canimi sikmakta fazlasiyle. 11 Eylul olaylarindan sonra yasanan benzer hadiseleri, olayin sonucunun kime yaradigi seklinde yorumlamaya alistim. Bu olayda da boyle dusunuyorum. Yine birileri bize aba altindan sopa mi gosteriyor acaba?