Basbakan Ankara icin cilgin projeler acikladi,İstanbul icin olanlar beni pek heyecanlandirmamisti, burasi icin soylenenler ise hosuma gitmedi degil. Aslinda Guneykent, yeni stad, iki hastane, hayvanat bahcesi gibi projeler benim icin cilgin degil, heyecanlandirmiyor da. Bunlar olmasi gereken seyler zaten. Ankara'nin uzay ussu olmasi,savunma sanayi merkezi olmasi uretim icin gelecek vadeden seyler, Akyurt'taki buyuk fuar alani da guzel olacak. Bunun yaninda cok gec kalan metronun bitirilmesi ve rayli sistem, bozkir icin gec kalmis isler.
5 yildir buradayim, en cok ozledigim deniz ve orman. Ankara, onceki yillara gore sehir icinde bolca yesillenmis, diger sehirlere gore onde gidiyor ama benim cilgin projeler arasinda gormek istedigim Ankara'nin cevresinin ormanlarla kaplanacak olmasiydi. Keske bu da yeralsaydi, yillar sonra cevreyolu etrafinin ormanlarla kapli oldugunu gormek beni cok memnun ederdi. Aslinda kucuk capli da olsa calismalar var ama yeterli degil.
Anayasa Mahkemesi'nin AOC icinden gececek yol ve ustgecitlere izin vermesi beni hem mutlu etti, hem de biraz uzdu. Mutlu etti cunku, ciftlikteki hemzemin gecitte trafik kesmekesini yasayan herkes, ustgecit tarzi birsey yapilmasina hayir demeyecektir. Ama İstanbul yoluna paralel yapilacak genis yol ve Anadolu Bulvari'nin genisletilmesi, sehir icinde kalan AOC yesilliginin biraz daha azalmasi demek. Aslinda Ciftlik disinda atil kalan Aoc arazisinin bazi yerlerinin halkin kullanimina acilmasi, genis park alanlarinin olmasi da kotu sayilmaz.
Son bir gozlem; Ankara icindeki rayli sistem eksikligi. Metroda zaten gec kalinmis, hic olmazsa -Eskisehir'deki gibi- rayli sistem yapilarak toplu tasima tesvik edilebilirdi. Sabah 8-9 ve aksam is cikisi İstanbul ve Eskisehir yollarindaki trafik belki de bu kadar olmazdi.
Yine de aciklanan projeler gelecek adina umut vadedici ve ulkenin kalkinmasi yolunda gelisme gosterdiginin bir isareti.
- Posted using BlogPress from my iPhone
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Mayıs 2011
26 Nisan 2011
Yine Yeniden
Uzun süredir buraya uğramıyordum, arasıra bakıyor çıkıyordum, fakat gazetede blogspot erişiminin engellendiğini okuyunca baktım gerçekten giremiyorum. DNS ayarlarıyla uğraşmadım, açılmasını bekledim. Önceden youtube kapalıyken pek etkilenmemiştim,zira hiç girmiyordum fakat sözkonusu blogspot olunca işler biraz farklı oldu, neyse ki, açıldı.
İş hayatındaki gelişmeler insanı-ister istemez- etkiliyor. Her ne kadar kitaplarda, evinize girmeden kapıda günün stresini bırakın dense de, bu pek mümkün görünmüyor. Bu aralar dalgalanmalar yaşıyorum, yakında deniz durulur inşallah. Daha önce uykusuzluk problemi nedir bilmezdim, o da uğradı semtimize.
Geçen hafta izinliydim, evde oğlumla beraberdim, biraz kitaplara baktım, Amak-ı Hayal'i okuyayım dedim, bir süre sonra sıkıldım bıraktım. Bu aralar kitapçıya uğrayıp yenilere bakmam lazım, tazelenmek adına.
Bu aralar kısa filmlere taktım, çok fazla örnek izleyemedim, aslında izlemem gerekiyor, fakat işin mutfağını merak ediyorum. Ankara'da seminer veren bir yer var ama başlamışlar, bir daha eylülde başlıyor, o zaman kursa katılacağım. Kısa filmde en önemli şey hikayenin çok iyi olması. Normalde film izlerken hep kamera arkasını düşünüyor, bu nasıl olmuş-nasıl çekilmiş vs diye kafamda kurguluyordum. Bakalım inşallah başlarım.
Bu yazı da kısa film gibi kısa olsun, vesselam...
İş hayatındaki gelişmeler insanı-ister istemez- etkiliyor. Her ne kadar kitaplarda, evinize girmeden kapıda günün stresini bırakın dense de, bu pek mümkün görünmüyor. Bu aralar dalgalanmalar yaşıyorum, yakında deniz durulur inşallah. Daha önce uykusuzluk problemi nedir bilmezdim, o da uğradı semtimize.
Geçen hafta izinliydim, evde oğlumla beraberdim, biraz kitaplara baktım, Amak-ı Hayal'i okuyayım dedim, bir süre sonra sıkıldım bıraktım. Bu aralar kitapçıya uğrayıp yenilere bakmam lazım, tazelenmek adına.
Bu aralar kısa filmlere taktım, çok fazla örnek izleyemedim, aslında izlemem gerekiyor, fakat işin mutfağını merak ediyorum. Ankara'da seminer veren bir yer var ama başlamışlar, bir daha eylülde başlıyor, o zaman kursa katılacağım. Kısa filmde en önemli şey hikayenin çok iyi olması. Normalde film izlerken hep kamera arkasını düşünüyor, bu nasıl olmuş-nasıl çekilmiş vs diye kafamda kurguluyordum. Bakalım inşallah başlarım.
Bu yazı da kısa film gibi kısa olsun, vesselam...
Etiketler:
Ankara,
DNS,
Düşünceler,
Kısa Film,
kişisel
09 Eylül 2010
İçimden Dökülenler
Canım sıkkın. Bazı sebepleri var fakat herşeyi burda yazamıyorum. Eskiden, blog başlamadan, içimdekileri kağıtlarla paylaşırdım ve sonra yakar-yırtardım, o zaman daha iyiymiş. Aslında düşününce ve etrafa bakınca sağlıklı olmak herşeyden daha önemli ama insanın beklentilerinin yerlere serilmesi üzüntü vermiyor değil.
Bu Ramazan da hiç iyi geçmedi benim için. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi hipoglisemi peşimi bırakmıyor. İlk beş gün oruç tutabildim, o da yerlere serilerek. Daha sonra dayanamadım ve tutmadım. Ara öğünlerle desteklememe rağmen yine de çok kötü yapıyor beni. Bayramdan sonra yine bir doktor ve sonrası düzenli bir diyet tarzı yemek şekline başlayacağım.
İnsan oruç tutmayınca Ramazan'ın maneviyatını ve ruhunu anlayamıyor. Oruç, başlı başına büyük bir hadiseymiş, şimdi anladım. 6 saat sonra bayram namazı var fakat önceki senelerdeki gibi huzur ve sevinç yok içimde. Yok tabii, oruç tutamadık ki. Maneviyat da çöküntü içinde...Bilmiyorum, Rabbim hayırlısını nasip etsin, bu sene böyle oldu. Oruçla ilgili yazılarda gönül orucundan bahsedilir, bu olmadan sadece aç kalmak maharet değil. Biz orda da sınıfta kaldık, Allah riyadan da saklasın, vesselam.
Bayramda Ankara'dayız, memlekete gidemedik, bozkırı bekleyeceğiz. Şöyle kendimi denize bırakmak geliyor içimden ama olmuyor. gerçi, kafan doluysa nereye gidersen git huzuru bulamıyorsun.
Çok karamsar bir yazı oldu bu, ama içim böyle ne yapabilirim ki? Önce herkesin bayramını kutlayalım ve son sözleri söylerek bu yazıyı da kapatalım:
Deme niçin şu şöyle
Yerindedir ol öyle
Var sonunu seyreyle
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler.
Bu Ramazan da hiç iyi geçmedi benim için. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi hipoglisemi peşimi bırakmıyor. İlk beş gün oruç tutabildim, o da yerlere serilerek. Daha sonra dayanamadım ve tutmadım. Ara öğünlerle desteklememe rağmen yine de çok kötü yapıyor beni. Bayramdan sonra yine bir doktor ve sonrası düzenli bir diyet tarzı yemek şekline başlayacağım.
İnsan oruç tutmayınca Ramazan'ın maneviyatını ve ruhunu anlayamıyor. Oruç, başlı başına büyük bir hadiseymiş, şimdi anladım. 6 saat sonra bayram namazı var fakat önceki senelerdeki gibi huzur ve sevinç yok içimde. Yok tabii, oruç tutamadık ki. Maneviyat da çöküntü içinde...Bilmiyorum, Rabbim hayırlısını nasip etsin, bu sene böyle oldu. Oruçla ilgili yazılarda gönül orucundan bahsedilir, bu olmadan sadece aç kalmak maharet değil. Biz orda da sınıfta kaldık, Allah riyadan da saklasın, vesselam.
Bayramda Ankara'dayız, memlekete gidemedik, bozkırı bekleyeceğiz. Şöyle kendimi denize bırakmak geliyor içimden ama olmuyor. gerçi, kafan doluysa nereye gidersen git huzuru bulamıyorsun.
Çok karamsar bir yazı oldu bu, ama içim böyle ne yapabilirim ki? Önce herkesin bayramını kutlayalım ve son sözleri söylerek bu yazıyı da kapatalım:
Deme niçin şu şöyle
Yerindedir ol öyle
Var sonunu seyreyle
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler.
23 Temmuz 2010
Hipoglisemi Anında...
Kan şekerim yine düşmüş durumda ve etiform yiyorum ara öğün olarak. 10 gün önce hipoglisemi şüphesi üzerine yine doktora gittim. Hergün saat 11'e doğru kan şekerim düşüyor ve neredeyse bayılacak gibi oluyorum. Bunda uykusuzluk vs de etken aslında. Özellikle araba kullanırken çok kötü oluyor. Kalıcı bir hasar oluşur diye -arkadaşımın da telkiniyle-doktora gittim ve 5 saatlik şeker yüklemesi yaptırdım. Sonuçlar çıktığında aslında ne şeker ne de hipoglisemi ile ilgili birşey çıkmadı. Sadece 3 yıldır bildiğim üzere trigliserit değerim 544 çıktı, tabii doktor yine ilaç verdi. Artık bu ilacı (Lopid 600mg) sabah akşam yemek öncesi kullanıyorum. Aslında spor-yürüyüş yapmak lazım ama dur bakalım daha başlayamadık.
Haziran sonu tatil olayına girdik, iyi ama yorucu oldu. Çocuklar için iyiydi, ben hiç dinlenemedim, yorgunluk kaldı geriye. Yine de bir hafta iyi geçti.
Başımızda tayin işleri dolaşıyor, zannediyorum Ankara'yı terkediyoruz. Atalarımız batıya gidin demiş ama biz doğuya gideceğiz herhalde, hayırlısı artık, bakalım neler olur?
Haziran sonu tatil olayına girdik, iyi ama yorucu oldu. Çocuklar için iyiydi, ben hiç dinlenemedim, yorgunluk kaldı geriye. Yine de bir hafta iyi geçti.
Başımızda tayin işleri dolaşıyor, zannediyorum Ankara'yı terkediyoruz. Atalarımız batıya gidin demiş ama biz doğuya gideceğiz herhalde, hayırlısı artık, bakalım neler olur?
02 Eylül 2008
Ramazan ve İlk Heyecan
Dün iki heyecanı birlikte yaşadık. Ramazan'ın gelişi ruhlarımıza şifa olur inşallah. Hiçbir zaman Ramazan ayındaki o manevi havayı başka birşeyde bulamıyoruz. Bir de kızım anaokuluna başladı. Normalde okullar haftaya açılıyor fakat anaokulu ve 1. sınıflar için bir hafta öncesinden alıştırma dönemi başlıyor. İyiki de yapılıyor.. Dün, kızım gibi birçok çocuğun ağlayıp sınıftan çıktığına şahit olduk. Yarın düzelir inşallah :) Bu ilk hafta günde 2 saat okula gidecekler.
Okula gidince, insan kendine ait anılara gömülüyor. Gerçi ilkokuldan birkaç sahne aklımda ama yine de o ilk heyecanın verdiği mutluluk bir başka.
Bu arada yaklaşık 2 ay Kars-Ardahan çevresinde dolaştım. Otellerde bu kadar uzun kalmamıştım bugüne kadar. Ankara'yı hiç bu kadar sevmemiştim :p
Bu arada oğlumuz da büyümekte. Ondaki saflık, ondaki güzellik bu dünya üzerinde hiçbirşeyde yok herhalde. Sabahları erken uyanıp kendi kendine birşeyler mırıldanıyor...Küçük bir sevgi gösterinize anında karşılık veriyor vs...
Sahura az kaldı, biraz uyumam lazım, vesselam...
Okula gidince, insan kendine ait anılara gömülüyor. Gerçi ilkokuldan birkaç sahne aklımda ama yine de o ilk heyecanın verdiği mutluluk bir başka.
Bu arada yaklaşık 2 ay Kars-Ardahan çevresinde dolaştım. Otellerde bu kadar uzun kalmamıştım bugüne kadar. Ankara'yı hiç bu kadar sevmemiştim :p
Bu arada oğlumuz da büyümekte. Ondaki saflık, ondaki güzellik bu dünya üzerinde hiçbirşeyde yok herhalde. Sabahları erken uyanıp kendi kendine birşeyler mırıldanıyor...Küçük bir sevgi gösterinize anında karşılık veriyor vs...
Sahura az kaldı, biraz uyumam lazım, vesselam...
07 Ocak 2008
Yine Yeniden
Geçen hafta Kars-Ardahan-Iğdır yapmıştık, yarın nasipse Ağrı-Erzurum-Erzincan yapacağız. Ankara soğuktan donarken bakalım ne yapacağız orda. Geçen hafta arabamızın iki kez mazotu dondu, ne yaptıysak çalıştıramadık ve arabayı orda bıraktık. Yarın gidip arabayı yaptıracağız, inşallah bir daha donmaz.
Kars'tayken birkaç kitap aldım, böyle farklı yerlerden kitap almak ve üzerine aldığım yeri ve tarihi yazmak, yıllar sonra da o kitabın kapağını açmak hoşuma gidiyor. Bu kitaplardan biri de "Kamil Mürşidlerin Mirası" . Ahmed Yüksel Özemre ile Necmettin Şahinler'in karşılıklı soru cevap şeklinde sohbetlerinden oluşmuş tasavvufun derinlikleriyle ilgili bir kitap. Ayrıca piyasada şeyh diye dolaşan ama ne olduğu saf insanlarca anlaşılamayan kişiler için de turnosol kağıdı görevinde.
Hocanın bir başka kitabı: "İbn Arabi'nin Fusus'undaki Anahtar-Kavramlar" idi. Daha önce bu satırlarda ondan bahsetmiştim. Anlaşılan o ki, farklı kültürler ve zamanlarda olsa da insanın Yaratıcıyı arama ve ulaştığı sonuç hep aynı, sadece kelimeler ve adlandırmalar farklı. Bu kitapta, 2000 yıl önce yaşamış Lao-Tzu ile 1000 yıl önce yaşamış İbn Arabi'nin Varlık Bilgisi ve dünya görüşleri nerdeyse aynı sayılabilir. Demek ki, insanoğlu her zaman O'nu aramış, zaten "O aramakla bulunmaz fakat yine O'nu bulanlar arayanlardır" diye bir söz var...
Yarın nasip olursa Kars, ordan Doğubeyazıt falan tüm bölgeyi gezeceğiz. Karla mücadelemiz devam edecek, Allah yardımcımız olsun, amin.
Kars'tayken birkaç kitap aldım, böyle farklı yerlerden kitap almak ve üzerine aldığım yeri ve tarihi yazmak, yıllar sonra da o kitabın kapağını açmak hoşuma gidiyor. Bu kitaplardan biri de "Kamil Mürşidlerin Mirası" . Ahmed Yüksel Özemre ile Necmettin Şahinler'in karşılıklı soru cevap şeklinde sohbetlerinden oluşmuş tasavvufun derinlikleriyle ilgili bir kitap. Ayrıca piyasada şeyh diye dolaşan ama ne olduğu saf insanlarca anlaşılamayan kişiler için de turnosol kağıdı görevinde.
Hocanın bir başka kitabı: "İbn Arabi'nin Fusus'undaki Anahtar-Kavramlar" idi. Daha önce bu satırlarda ondan bahsetmiştim. Anlaşılan o ki, farklı kültürler ve zamanlarda olsa da insanın Yaratıcıyı arama ve ulaştığı sonuç hep aynı, sadece kelimeler ve adlandırmalar farklı. Bu kitapta, 2000 yıl önce yaşamış Lao-Tzu ile 1000 yıl önce yaşamış İbn Arabi'nin Varlık Bilgisi ve dünya görüşleri nerdeyse aynı sayılabilir. Demek ki, insanoğlu her zaman O'nu aramış, zaten "O aramakla bulunmaz fakat yine O'nu bulanlar arayanlardır" diye bir söz var...
Yarın nasip olursa Kars, ordan Doğubeyazıt falan tüm bölgeyi gezeceğiz. Karla mücadelemiz devam edecek, Allah yardımcımız olsun, amin.
30 Ağustos 2007
Aşka Yolculuk
Yarın Trabzon'a gidiyorum, kaç zamandır bekardım buralarda. Ailemi alıp geri geleceğim inşallah. Ankara'da su sorunu şu aralar yok, sular akıyor, tabii barajlar için aynı durum sözkonusu değil. Onun dışında Ankara, 864 rakımlı tepe için hareketli günler yaşadı, memleket için iyi olur inşallah.
Mevlana'nın Fihi Mafih'i elimde, onu okuyorum. Daha önce Cemalnur Sargut Hanımefendi'nin "Kenan Rifai ile Aşka Yolculuk" isimli kitabı okumuştum, tasavvufla ilgilenenlere hararetle tavsiye ederim.
Kitaptan aklıma ilk gelen; Kenan Rifai Hz.'lerine "tasavvuf nedir" diye sormuşlar. "İncitmemek ve incinmemektir" demiş. Tasavvufun çok farklı tanımları var. İncitmemek bir nebze kolay gibi geliyor: dilini tutarsın, insanları üzmezsin vs. Fakat incinmemek nasıl olacak? Bunu da şöyle açıklıyor: Herşey Allah'tan geliyor, sebebe değil Müsebbibe bakarsan kime niye incineceksin ki? Allah'a mı, haşa....Kitapta bu ve benzeri birçok incelik var, Allah nasip eder inşallah...
Etiketler:
Ankara,
Aşk,
Cemalnur Sargut,
Düşünceler,
Fihi Mafih,
Kenan Rıfai,
kişisel,
kitap,
mevlana,
Tasavvuf,
trabzon
13 Ağustos 2007
Ankara Kokuyor...
Dün akşam Trabzon'dan döndüm, Ankara maalesef kokmaya başlamış. Yolda giderken arabanın içine çok kötü kokular geliyor. Aman Allahım nolacak bu memleketin hali? Evde baktım sular gelmiş, 3-5 dakika kahverengi akıttım tabii. Allah sonumuzu hayretsin, ne olacak bilmiyorum?
İnsanlarda ishal vakaları başgöstermiş, çoluk çocuk okullar açılınca çok sıkıntı çekilecek.
Felaket senaryolarını sevmem fakat sonumuz Madmax filmlerindeki gibi çöl mü olacak? Aslında herşeyde bir hayır vardır sözünden hareket edersek bugüne kadar nasıl bir israfın içinde olduğumuz göze çarpmış oluyor. İnsanoğlunun bu umursamazlığı ve doğayı bilinçsizce kirletmesi başka bir sonuca yolaçmayacaktı ki? Binlerce yıldır düzen içinde giden tabiat insanın müdahalesi ve açgözlülüğüyle karşılığını vermiş oldu. Açıkçası hadi bizi geçtik,bir sonraki nesil ne yapacak diye düşünmeden edemiyorum.
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler...
İnsanlarda ishal vakaları başgöstermiş, çoluk çocuk okullar açılınca çok sıkıntı çekilecek.
Felaket senaryolarını sevmem fakat sonumuz Madmax filmlerindeki gibi çöl mü olacak? Aslında herşeyde bir hayır vardır sözünden hareket edersek bugüne kadar nasıl bir israfın içinde olduğumuz göze çarpmış oluyor. İnsanoğlunun bu umursamazlığı ve doğayı bilinçsizce kirletmesi başka bir sonuca yolaçmayacaktı ki? Binlerce yıldır düzen içinde giden tabiat insanın müdahalesi ve açgözlülüğüyle karşılığını vermiş oldu. Açıkçası hadi bizi geçtik,bir sonraki nesil ne yapacak diye düşünmeden edemiyorum.
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler...
04 Ağustos 2007
Tatil ve Sonrası
Geçen hafta 1 haftalığına Trabzon'a gittik. Önce Sinop'a gittik. Ilgaz Dağlarını ciğerlerimize çekerek Kastamonu'ya gittik, orda Trabzonluların açtığı bir restorantta Akçaabat Köftesi yedik, orjinaliyle farkı yok, tavsiye ederim. Daha sonra denize ulaştık, İnebolu'ya indik. İnebolu'dan Ayancık'a kadar daha önce gece ve yağmurda gitmiştim, fazla birşey görememiştim, şimdi gündüz vakti sahil şeridini tüm güzelliğiyle seyretmiş oldum. Kıyı şeridi güzel ama bir o kadar da yorucu, yollar çok dar ve virajlı, benim gibi o tür yollara alışkın birine bile zor geldi. Akşam üstü Sinop'a ulaştık ve bir arkadaşın tavsiyesiyle otele giriş yaptık. Karakum mevkiinde Zinos otel de kaldık. hemen denize girdik, hepimiz çok özlemiş denizi. Orda birkaç gün kalacaktık fakat Trabzon'da da deniz vardı ve benim kısıtlı vektim yüzünden ertesi gün Trabzon'a yola çıktık. Seçim günü olduğu için öğleye kadar yolda pek trafik yoktu. Sinop gerçekten küçük bir yer, fazla bir yer gezemedik. Trabzon'a ulaştığımızda saat 16:15 idi, oyumuzu kullanabiliriz dedik fakat saat 16:00'da oy kullanma sona ermişti.
Sahil yolunun yapılması çok güzel oldu ama şehre girişleri bilmediğim için bir kere yolu şaşırdım, bu da benim için hoş bir durum oldu, yıllardır ordaydım ve yolu kaybettim :))
Havaların sıcak olması beni çok bunalttı, Ankara'yı aramadım desem yalan olur. Evde balkondan çıkmıyordum, evden Trabzon'un görüntüsü:
Son günümde Hıdırnebi yaylasına çıktık, şehirde nemden nefes alınamıyor fakat yukarı çıkmaya başlayınca sisle karşılaştık, bu bizi çok mutlu etti:
Ben bir haftayı tamamladım ve döndüm, şimdi Ankara'dayım ve burda su kesintileriyle başbaşayım. Şehir ikiye bölünerek 2 gün arayla sular kesiliyor. Laf aramızda bizim mahallede kesinti olmadı, şanslı mı saysam kendimi bilemiyorum, insanlar böyle sıkıntı çekerken...
Seçimlerin atlatılmış olması ülke açısından sevindirici. Politika konularında yorum yapmadığım için birşey söylemiyorum.
Haftaya bir toplantı için yine Trabzon'a gidiyorum, birkaç gün kalacağım, toprak mı çekiyor ne bir ayağımız orda oldu, hayırlısı bakalım.
Bir hafta boyunca hemen her gün farklı yerlere gittik. 3-4 kez denize gittim, çoğunda hava kapalıydı, bizim oraların kaderi de bu, o yüzden Akdeniz gibi olmuyor.
Sahil yolunun yapılması çok güzel oldu ama şehre girişleri bilmediğim için bir kere yolu şaşırdım, bu da benim için hoş bir durum oldu, yıllardır ordaydım ve yolu kaybettim :))
Havaların sıcak olması beni çok bunalttı, Ankara'yı aramadım desem yalan olur. Evde balkondan çıkmıyordum, evden Trabzon'un görüntüsü:
Ben bir haftayı tamamladım ve döndüm, şimdi Ankara'dayım ve burda su kesintileriyle başbaşayım. Şehir ikiye bölünerek 2 gün arayla sular kesiliyor. Laf aramızda bizim mahallede kesinti olmadı, şanslı mı saysam kendimi bilemiyorum, insanlar böyle sıkıntı çekerken...
Seçimlerin atlatılmış olması ülke açısından sevindirici. Politika konularında yorum yapmadığım için birşey söylemiyorum.
Haftaya bir toplantı için yine Trabzon'a gidiyorum, birkaç gün kalacağım, toprak mı çekiyor ne bir ayağımız orda oldu, hayırlısı bakalım.
08 Mayıs 2007
1 Yıl Oldu
Ankara'ya geleli bugün tam 1 yıl oldu. Zaman ne de çabuk geçiyor, dedikleri kadar varmış. Sanki uzun zamandır burdaymışım gibi geliyor. Bir de askerde yaşamıştım aynı duyguyu.
Ankarayı sevdim mi....bilemiyorum, bazen -bu aralar olduğu gibi- Ankara'nın ilk ve son baharları çok güzel geçiyor, şimdi de öyle. Yaz ve kışı ise o kadar iyi değil. Denizi özlemiyor değilim.
Gurbetliğin ne demek olduğunu herkes gibi biz de öğreniyoruz, tabii sancılarını yaşayarak.
Velhasıl, bundan sonra neler olur bilemem, ama en azından şimdilik hayatımızı burda idame ettireceğimiz görünüyor, sonrası...??
Ankarayı sevdim mi....bilemiyorum, bazen -bu aralar olduğu gibi- Ankara'nın ilk ve son baharları çok güzel geçiyor, şimdi de öyle. Yaz ve kışı ise o kadar iyi değil. Denizi özlemiyor değilim.
Gurbetliğin ne demek olduğunu herkes gibi biz de öğreniyoruz, tabii sancılarını yaşayarak.
Velhasıl, bundan sonra neler olur bilemem, ama en azından şimdilik hayatımızı burda idame ettireceğimiz görünüyor, sonrası...??
01 Ocak 2007
Hesap Lütfen (Yılsonu İçin) !!!
Yeni yılın ilk yazısı, geçen yılın dökümü ile ilgili olsun ve kişisel tarihimde yerini alsın istedim. 2006'nın ilk ayları benim için bekleme ile geçti. İş görüşmelerimi yapmış ve beklemeye başlamıştım, o istediğim haber bir türlü gelmiyordu, o günkü yazılarda bunu görebiliyorum şimdi. Hayatımda hiçbir şeyden pişmanlık duymamak gibi bir düşünce üzerinde yürümeye çalıştığım için yaşadığım iyi kötü her şeyi bir kazanç olarak görüyorum. O zaman diliminde de işsizliğin bir insan için ne kadar kötü ve bunalıma sürükleyici bir süreç olduğunu gözlemledim.
Daha sonra Ankara'ya taşındım ve gurbet yılları benim için başlamış oldu. O anlamda 2006 önemli bir yıl. Daha önce Trabzon'dan uzun süreli ayrılmamıştım hiç. Anne-baba-arkadaşlar-sevdiklerim.. hepsini geride bıraktım ve yeni denizlere yelken açtım. Bunun da hayatıma katkıları olacağı inancındayım. İnsan acı çeke çeke olgunlaşıyor ne de olsa...
Bayramın ve yeni yılın aynı güne gelmesi ilginç oldu, sanırım 9 yıl önce de Ramazan Bayramı aynı şekilde olmuştu. Yeni yıl benim için sadece kağıtlardaki sene kısmındaki değişikliği andırıyor, zira takvimlerin olmadığını düşünürsek dün ile bugünün pek bir anlamı yok.
Yeni yılın bazı kararları almada başlangıç olacağına da katılmıyorum, kararlar alınırsa hemen uygulamaya geçilmeli.
Bunların dışında geçen yıl anneannemi kaybettik. Ölüm yine kendini hatırlattı. Aslında hergün tv-gazetelerde gördüklerimiz ölümü bize hatırlatıyor fakat acı yakına düşünce bir başka oluyor.
Hz. Mevlana, "kurbandan maksat kendi nefsimizi kurban etmektir" diyor, yine o noktadan uzağız, inşallah seneye diyorum ve yeni yılın da tüm dünyaya huzur-mutluluk ve iç huzuru getirmesini temenni ediyorum...
Daha sonra Ankara'ya taşındım ve gurbet yılları benim için başlamış oldu. O anlamda 2006 önemli bir yıl. Daha önce Trabzon'dan uzun süreli ayrılmamıştım hiç. Anne-baba-arkadaşlar-sevdiklerim.. hepsini geride bıraktım ve yeni denizlere yelken açtım. Bunun da hayatıma katkıları olacağı inancındayım. İnsan acı çeke çeke olgunlaşıyor ne de olsa...
Bayramın ve yeni yılın aynı güne gelmesi ilginç oldu, sanırım 9 yıl önce de Ramazan Bayramı aynı şekilde olmuştu. Yeni yıl benim için sadece kağıtlardaki sene kısmındaki değişikliği andırıyor, zira takvimlerin olmadığını düşünürsek dün ile bugünün pek bir anlamı yok.
Yeni yılın bazı kararları almada başlangıç olacağına da katılmıyorum, kararlar alınırsa hemen uygulamaya geçilmeli.
Bunların dışında geçen yıl anneannemi kaybettik. Ölüm yine kendini hatırlattı. Aslında hergün tv-gazetelerde gördüklerimiz ölümü bize hatırlatıyor fakat acı yakına düşünce bir başka oluyor.
Hz. Mevlana, "kurbandan maksat kendi nefsimizi kurban etmektir" diyor, yine o noktadan uzağız, inşallah seneye diyorum ve yeni yılın da tüm dünyaya huzur-mutluluk ve iç huzuru getirmesini temenni ediyorum...
13 Kasım 2006
Hayati Bir Konu!!

Bugunku konu trafikle ilgili olacak. Hergun hayatimizi ortaya koyarak araclara biniyor-suruyoruz. Kazalari gordukce-duydukce icimiz parcalaniyor fakat kurallara uymuyoruz. Turkiye'de yilda ortalama onbin insanimizi bu yuzden kaybediyoruz. 5-6 yil once 'Ileri Suruculuk Teknikleri' isimli bir gunluk bir egitim almistim. Ogleye kadar teorik bilgiler edindik. Hoca sordu:' aksamleyin karsidan uzunlari yakmis bir arac geliyor, ne yaparsiniz?' Cevap verdim : 'once sellektor yapariz, kapatmayinca biz de uzunlari yakip ustune bir de karsidaki sofor icin guzel sozler sarfederiz :))'. Hoca haklisin dedi, maalesef cogumuz boyle yapiyoruz fakat burda onemli olan tehlikeyi iki katina cikarmamak, o yuzden biz uyarimizi yapip kisalara devam etmemeliyiz.
Ogleden sonra pratige gectik, 50 km hizla giderken panik fren yaptik ve istenen mesafede duramadigimizi gorduk. O gunden sonra emniyet kemeri takma ve trafikte guvenli arac kullanma konusu aklimdan cikmadi hic. Isim geregi yillardir yollardayim, dag-tepe geziyorum, en tehlikeli sarp yollarda da gittim. Kursta anlatilanlari elimden geldigince uyguluyorum, tabii hatalarimiz olmuyor degil. Anlatmak istedigim, trafikte hayatimizi ortaya koyuyoruz, bir kaza - Allah korusun- ya olumle ya da yaralanmayla sonuclaniyor. O yuzden cok dikkatli olmak durumundayiz, hem kendimiz icin hem karsimizdaki icin.Bu arada, Ankara'da, trafik kurallarinin cokca suistimal edildigini uzulerek soylemek istiyorum. Kirmizi isikta durmak insanlara ceza gibi zor geliyor. Serit ihlalleri, saygisiz davranislar vs...
Diger toplumsal sorunlarimizda soyledigim gibi burda da, ailede baslayacak ve ozellikle ilkogretimde verilecek egitimin ciddi katkisi olacagi inancindayim. Tum cocuklar buyuklerini taklit ettigi icin onlara guzel ornek olmak durumundayiz. Bunun dogru oldugu bilincini simdiden vermek lazim, aksi takdirde buyuklerinden neyi gorurse ilerde aynisini yapacaklar. Sozumuzu 'Allah hepimizi kazalardan korusun' diyerek bitirelim.
02 Eylül 2006
Haftaya
Kac zamandir sicaklarin etkisiyle bogusuyordum. Nihayet yagmur yuzunu gosterdi. Topragin cok ihtiyaci vardi ozellikle. Eylul ayina da girdik. Bu mevsimde Ankara cok guzel oluyormus.
Bakalim yasayip gorecegiz.
Haftaya Cebit Fuarina gidiyorum, daha once gitmemistim, izlenimlerimi aktaririm. Bir de iki hafta sonra Italya seyahati var, 4 gun kadar. O da ilginc olacak sanirim. Bol bol fotograf cekmeliyim. Milano'da olacagim, firsat bulup diger yerleri de gezmek istiyorum.
Bakalim yasayip gorecegiz.
Haftaya Cebit Fuarina gidiyorum, daha once gitmemistim, izlenimlerimi aktaririm. Bir de iki hafta sonra Italya seyahati var, 4 gun kadar. O da ilginc olacak sanirim. Bol bol fotograf cekmeliyim. Milano'da olacagim, firsat bulup diger yerleri de gezmek istiyorum.
20 Haziran 2006
Cok Sukur
Artik Ankarali olduk diyebilirim. Yogun gecen 4 gunun sonunda esyalari yerlestirdik, yorgun ama mutluyum. Soyle ayaklarini uzatip uzanmak ne de guzelmis:)
Evimizin yaninda ihlamur agaci var ve balkona cok yakin, bu yaziyi yazarken de burnuma kokusu geliyor.
Dun kizimin atesi gunboyu devam etti ve artik aksam hastanenin yolunu tuttuk. Once ates dusurucu bir surup, ardindan igne ve uzun bir bekleyisten sonra da ilik dusa girdi yavrum hastanede. Simdi cok sukur duzeldi, sanirim hava degisikligi iyi gelmedi. Cocuklarda ates onemli, zira 5 yasin altindakilerde havale riski varmis. Allah korusun hepsini.
Mahalle temiz sakin bir yer fakat tasinirken hicbir komsunun en azindan aperatif birseyler olsun getirmemesi veya ister misiniz gibi sorular sormamasi dikkatimi cekti. Ben Trabzon'a aliskinim hala sanirim. Belki cok sey istiyorum ama insanin gonlunden gecmiyor degil. Belki de buyuk sehir olmanin gereklerinden biri de bu. Insanlar birbirine olan guvenlerini mi kaybettiler? Bu gelenler de kimdir, nedir vs?
Artik gurbet uzerine yazilan-soylenen sarkilar biraz daha anlamli oldu benim icin. Su an da onlardan birini dinliyorum.
Burda en cok denizi ozluyorum. Trabzon'da da cok sik gitmiyordum ama elden cikinca kiymetli oluyormus.
Evimizin yaninda ihlamur agaci var ve balkona cok yakin, bu yaziyi yazarken de burnuma kokusu geliyor.
Dun kizimin atesi gunboyu devam etti ve artik aksam hastanenin yolunu tuttuk. Once ates dusurucu bir surup, ardindan igne ve uzun bir bekleyisten sonra da ilik dusa girdi yavrum hastanede. Simdi cok sukur duzeldi, sanirim hava degisikligi iyi gelmedi. Cocuklarda ates onemli, zira 5 yasin altindakilerde havale riski varmis. Allah korusun hepsini.
Mahalle temiz sakin bir yer fakat tasinirken hicbir komsunun en azindan aperatif birseyler olsun getirmemesi veya ister misiniz gibi sorular sormamasi dikkatimi cekti. Ben Trabzon'a aliskinim hala sanirim. Belki cok sey istiyorum ama insanin gonlunden gecmiyor degil. Belki de buyuk sehir olmanin gereklerinden biri de bu. Insanlar birbirine olan guvenlerini mi kaybettiler? Bu gelenler de kimdir, nedir vs?
Artik gurbet uzerine yazilan-soylenen sarkilar biraz daha anlamli oldu benim icin. Su an da onlardan birini dinliyorum.
Burda en cok denizi ozluyorum. Trabzon'da da cok sik gitmiyordum ama elden cikinca kiymetli oluyormus.
29 Mayıs 2006
Kiralik Ev Lutfen!!
Islerden firsat bulamadigim icin ev bulma isine yogunlasamamistim. Gecen cumartesi Emek tarafina gittim, bir emlakciya ugradim. Iki ev gosterdi: aman Allahim. Evler en az 30 yillik, eski, kucuk, 750 yt+ depozit... ohh masallah. Ben o paraya cok daha iyi yerler bulurum. Bugun Gazi'de bir yer baktim, icime sindi, insallah olur. Trabzon'daki evde esyalar toplanmis, kolilenmis bir sekilde bekliyor. Orayi da kiraya verecegiz. Esim ay sonu isten ayriliyor, benim ev tutmami bekliyor ve ben yine Sivastayim. Az once geldim. Yarin aksam donerim insallah bir aksilik olmazsa.
Isyerinde bolgem belli oldu, Ankara ici. Tabii bazen sehir disina yardim icin yine gidebilirim. Buna en cok esim sevindi, gozu yollarda beklemeyecek.
Ev tutma isi insani ugrastiran bir surec, su-elk-tlf falan, neyse o kadar olacak artik. Boyuk sehire gelmek benim istegimdi.
Bu arada Ankara'yi yavas yavas cozmeye basladim, arabayi ben kullaninca daha iyi oluyor. Arkadaslarin yol tarifleri iyi oluyor ama bazen kaciriyorum, dun aksam Eryaman'dan Ciftlik'e gelmek istiyorken kendimi Bolu'ya dogru giderken buldum. Allahtan depo dolu, gidiyoruz:)
Yeni bir sehri tanimanin heyecanini yasiyorum. Is icin bircok sehre gittim ama hicbiri yasayacagim yeri tanima kadar heyecan vermedi. Bolgem de Ankara oldugu icin artik sokak sokak ogrenirim herhalde.
Isyerinde bolgem belli oldu, Ankara ici. Tabii bazen sehir disina yardim icin yine gidebilirim. Buna en cok esim sevindi, gozu yollarda beklemeyecek.
Ev tutma isi insani ugrastiran bir surec, su-elk-tlf falan, neyse o kadar olacak artik. Boyuk sehire gelmek benim istegimdi.
Bu arada Ankara'yi yavas yavas cozmeye basladim, arabayi ben kullaninca daha iyi oluyor. Arkadaslarin yol tarifleri iyi oluyor ama bazen kaciriyorum, dun aksam Eryaman'dan Ciftlik'e gelmek istiyorken kendimi Bolu'ya dogru giderken buldum. Allahtan depo dolu, gidiyoruz:)
Yeni bir sehri tanimanin heyecanini yasiyorum. Is icin bircok sehre gittim ama hicbiri yasayacagim yeri tanima kadar heyecan vermedi. Bolgem de Ankara oldugu icin artik sokak sokak ogrenirim herhalde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)