Ahmed Yüksel Özemre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmed Yüksel Özemre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Ocak 2008

Yine Yeniden

Geçen hafta Kars-Ardahan-Iğdır yapmıştık, yarın nasipse Ağrı-Erzurum-Erzincan yapacağız. Ankara soğuktan donarken bakalım ne yapacağız orda. Geçen hafta arabamızın iki kez mazotu dondu, ne yaptıysak çalıştıramadık ve arabayı orda bıraktık. Yarın gidip arabayı yaptıracağız, inşallah bir daha donmaz.
Kars'tayken birkaç kitap aldım, böyle farklı yerlerden kitap almak ve üzerine aldığım yeri ve tarihi yazmak, yıllar sonra da o kitabın kapağını açmak hoşuma gidiyor. Bu kitaplardan biri de "Kamil Mürşidlerin Mirası" . Ahmed Yüksel Özemre ile Necmettin Şahinler'in karşılıklı soru cevap şeklinde sohbetlerinden oluşmuş tasavvufun derinlikleriyle ilgili bir kitap. Ayrıca piyasada şeyh diye dolaşan ama ne olduğu saf insanlarca anlaşılamayan kişiler için de turnosol kağıdı görevinde.
Hocanın bir başka kitabı: "İbn Arabi'nin Fusus'undaki Anahtar-Kavramlar" idi. Daha önce bu satırlarda ondan bahsetmiştim. Anlaşılan o ki, farklı kültürler ve zamanlarda olsa da insanın Yaratıcıyı arama ve ulaştığı sonuç hep aynı, sadece kelimeler ve adlandırmalar farklı. Bu kitapta, 2000 yıl önce yaşamış Lao-Tzu ile 1000 yıl önce yaşamış İbn Arabi'nin Varlık Bilgisi ve dünya görüşleri nerdeyse aynı sayılabilir. Demek ki, insanoğlu her zaman O'nu aramış, zaten "O aramakla bulunmaz fakat yine O'nu bulanlar arayanlardır" diye bir söz var...
Yarın nasip olursa Kars, ordan Doğubeyazıt falan tüm bölgeyi gezeceğiz. Karla mücadelemiz devam edecek, Allah yardımcımız olsun, amin.

28 Eylül 2007

Ramazan Geldi Gidiyor..

Ramazan tüm güzelliğiyle hayatımıza girdi yine, geldi de geçiyor zaten. Ankara'nın sıcakları, o aklımda yereden, kış aylarında tutulan oruçları,soğuk havada sıcak pideye sarılışımızı, günleri ve nihayet bayramları yağmurlu geçen Trabzon Ramazanlarını.. aratmıyor değil. Lakin her gelen gün, beraberinde yenilik ve güzellikleri de getiriyor. Yaz aylarında oruç tutmadığım için biraz değişik geliyor galiba...


Geçen gün İstanbulda idik. İki gün kaldık. Geçen seneki Ramazan yazısında da bahsetmişim (ve yine İstanbul'a gitmişim): orda oruçlu olduğumu anlayamıyorum nedense. Bu sene de öyle oldu, biz bir avuç oruç tutan azınlık gibiydik. Son günlerin moda deyimiyle bu sefer "mahalle baskısı" bizim üzerimizdeydi sanki :) şaka tabii, kimsenin kimseye birşey dediği veya ima ettiği yok fakat şahsen Trabzon gibi küçük bir yerde doğup büyüyen ve o yerin kültürüne aşina biri olarak bu büyükşehirlerde Ramazan'ın o ruhlara rahatlık ve güzellik veren esintisini hissedemiyor ve üzülüyorum...Her neyse..


İstanbul'da iftar için Anadolu Kavağı'na gittik arkadaşlarla. Ortalıkta kimsecikler yok. Arkadaşın biri bana uzaktan ismimle hitap etti ve benim kısa süren şöhretim başladı: restoranlara müşteri çekmek isteyenler beni ismimle kendi mekanlarına çağırıyorlardı :)) Önce anlamadım, nerden adımı biliyorlar falan derken olayın iç yüzünü anladık. Şöhret güzel şey değilmiş nitekim:))


Ordaki sakin ve huzurlu yemeğimiz bize iyi geldi.
İstanbul'a her gidişimde Eyüp Sultan'a uğramak istiyorum, fakat bu sefer de bu isteğimi gerçekleştiremedim. Nasip değil herhalde. Bu Ankara'da İstanbul'daki o birçok türbeden maalesef yok ama bizim de Hacı Bayramımız var, başka da bilmiyorum açıkçası. Arkadaşlarla türbe ziyaretiyle ilgili tartışmalarımız oluyor, bazıları karşı çıkıyor. Elbette ordaki şahıstan yardım dileyecek-çaput bağlayacak halimiz yok fakat kendimce o tür yerlere gittiğimde oranın müthiş manevi havasından etkilenmiyor değilim. Ve bu yüzden elimden geldiğince o Allahın nazlılarını ziyaret etmek istiyorum.
Son olarak, bu aralar elime M.Nuri Gençosman'ın çevirisiyle Muhyiddin-i Arabi'nin " Füsus-ul Hikem(Hikmetlerin Özü)" isimli kitabını aldım. Belki daha önce bahsetmişimdir, yaklaşık 5-10 yıl önce de elime almıştım fakat konunun ve çevirinin ağır olması nedeniyle bırakmıştım. Bu sefer bırakmaya niyetim yok. Zaten geçen yıl Ahmet Y. Özemre'nin müthiş çevirisiyle Toshihiko İzutsu'nun "İbni Arabi'nin Füsus'undaki Anahtar Kavramlar" isimli kitabını okumuştum. Bu arada İbni Arabi'nin 76 yıllık ömründe beşyüze varan eser yazdığını ve tasavvufla ilgilenenlerin mutlaka başvurması gereken bir kaynak olduğunu belirtmeliyim, vesselam..