Geçen hafta Doğu Anadolu'da idim. Yaklaşık 10 günlük bir seyahat oldu. Tek başıma idim, araba sürmekten yoruldum, en kötüsü de can sıkıntısı idi. Erzurum-Ağrı derken Kars'ta arkadaşlara kavuştum. Tanıdık yüzler görmek ne kadar iyi geldi bana:) Demek insan yalnız yapamıyormuş.
Dönüşte Erzincan-Sivas üzeri gelecektik fakat Erzincan'daki terör olaylarından çekindik-Trabzon üzeri geldik. O akşam ben annemlerde kaldım, arkadaşlarım da otelde. Maraş Caddesine girince, cadde bana çok küçük geldi. Tekel binası yıkılmış, kalenin ordan Atapark'a kadar araçlar için altgeçit yapılıyordu, tek değişiklik buydu. Ertesi sabah üç araba peşpeşe Ankara'ya yola koyulduk. Sahil yolu çok güzel olmuş, yıllarca o kötü yollarda dolaştım, oraların kahrını çektim, sadece Tirebolu'da ufak bir yerde şehir içine geçiş var. Bolaman tünelleri çok güzel olmuş, 1 saatte gidilen yol 15-20dk'ya düşmüş. Oralardan geçerken yolboyunca heryerde anılarım beni bırakmadı, karış karış gezdiğim yerleri görünce kötü oldum.
Samsun-Çorum arası yol çalışmaları nedeniyle çok yorucuydu. Eve-Ankara'ya geldiğimde 10 günlük yolculuğun sonunda resmen pestilim çıkmıştı.
Doğudaki terör olayları -herkes gibi- beni de fazlasıyla üzüyor, hele Erzincan ve Gümüşhane'deki olaylar. Sonu iyi olur inşallah.
Bu aralar Nurbaki Hoca'nın "Tekvir Suresi Yorumu"nu okuyorum, yine güzel açılımlar-yorumlar var.
Üç hafta üstüste seyahatler fiziksel anlamda beni epeyce yordu, şiddetle tatile ihtiyacım var. Bu sefer batıya değil karadenize gitmek istiyoruz. Belki birkaç gün Sinop daha sonra Trabzon olabilir, 40 derecede yanmaya hiç niyetim yok....
ağrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Haziran 2007
Seyahatler...
Etiketler:
ağrı,
doğu,
Düşünceler,
erzincan,
erzurum,
Gezi,
Haluk Nurbaki,
kars,
kişisel,
kitap,
Tekvir,
trabzon
02 Nisan 2007
Doğumgünü
Bugün kızımın doğumgünü, 4 yaşına giriyor ve ben O'ndan yaklaşık 1200 km uzaktayım !!!
Haftasonu eve dönünce birlikte kutlayacağız inşallah. Eskisi gibi ayrılık krizleri yok, çok şükür.
Biraz önce Zülkarneyn(A.S) ile ilgili bir kitap aldım, ayetlerden yola çıkarak güzel açılımlara ulaşılmış, dur bakalım ne zaman okurum?
Bu aralar Osmanlıca'ya merak sardım, aslında hiç de zor değilmiş, bir arkadaşımın yardımıyle okuyabildim, ve sonra bugün mezar taşlarını çözebildim !!! İnsanın dedesinin mezartaşını okuyamaması ne kötü. Nette bir siteye rastladım, dersler şeklinde öğretiliyor: http://www.islamharfleri.com/kurs gayet güzel de anlatılıyor. Lise yıllarında birara merak sarmıştım, şimdi internetin nimetlerinden yararlanmak çok güzel....Okumak kolay da yazmak zor herhalde.
Ağrı Dağı'na tırmanmak ve kayak yapmak için turistler geliyor, bugün sordum niye bizden-buralardan biri çıkmaz diye, "abi malzemeler çok pahalı, zaten bizden çıkan kimse yok ki" dediler. Geçen gazetede Kars Sarıkamış'tan çıkan bir gencin hikayesi vardı, malzemeleri -ve devamı-için 35bin ytl'lik masraf devlet tarafından karşılanmış, bir müsabakada başarı kazanmış. TV'de seyrederken -birçok insan gibi- neden bizden bu sporları yapacak biri çıkmaz, halbuki kar bizde istemediğin kadar diye düşünürüm. Sanırım ekonomik kısıtlar bizi engelliyor. Doğuda kim o kadar para verip kayak takımı alacak ki? Sorun, sadece ekonomi mi bilmem, ayrıntıları gözönüne almak lazım, vesselam...
Haftasonu eve dönünce birlikte kutlayacağız inşallah. Eskisi gibi ayrılık krizleri yok, çok şükür.
Biraz önce Zülkarneyn(A.S) ile ilgili bir kitap aldım, ayetlerden yola çıkarak güzel açılımlara ulaşılmış, dur bakalım ne zaman okurum?
Bu aralar Osmanlıca'ya merak sardım, aslında hiç de zor değilmiş, bir arkadaşımın yardımıyle okuyabildim, ve sonra bugün mezar taşlarını çözebildim !!! İnsanın dedesinin mezartaşını okuyamaması ne kötü. Nette bir siteye rastladım, dersler şeklinde öğretiliyor: http://www.islamharfleri.com/kurs gayet güzel de anlatılıyor. Lise yıllarında birara merak sarmıştım, şimdi internetin nimetlerinden yararlanmak çok güzel....Okumak kolay da yazmak zor herhalde.
Ağrı Dağı'na tırmanmak ve kayak yapmak için turistler geliyor, bugün sordum niye bizden-buralardan biri çıkmaz diye, "abi malzemeler çok pahalı, zaten bizden çıkan kimse yok ki" dediler. Geçen gazetede Kars Sarıkamış'tan çıkan bir gencin hikayesi vardı, malzemeleri -ve devamı-için 35bin ytl'lik masraf devlet tarafından karşılanmış, bir müsabakada başarı kazanmış. TV'de seyrederken -birçok insan gibi- neden bizden bu sporları yapacak biri çıkmaz, halbuki kar bizde istemediğin kadar diye düşünürüm. Sanırım ekonomik kısıtlar bizi engelliyor. Doğuda kim o kadar para verip kayak takımı alacak ki? Sorun, sadece ekonomi mi bilmem, ayrıntıları gözönüne almak lazım, vesselam...
Etiketler:
ağrı,
Doğumgünü,
Düşünceler,
kars,
kişisel,
kitap,
Osmanlıca,
Zülkarneyn(s)
01 Mart 2007
Ordan Burdan
Neden bu kadar ara verdim bilmiyorum. Ülkede önemli gelişmeler oldu, onlar hakkında yazabilirdim ama istemedim. Geçen hafta yine Ağrı taraflarındaydım bir hafta kadar.
Haluk Nurbaki Hoca'nın üç kitabını aldım, ikisi bitti diğeri de bitmek üzere. Yanlış hatırlamıyorsam Tahin önermişti bana Hocayı. Gerçekten de niye bugüne kadar Hoca ile karşılaşmadım diye hayıflandım. Tek Nur, İnsan Bilinmezi ve şu an okuduğum Fatiha'nın Kırk Yorumu. Daha önceleri teorik fizikle ilgilendiğim için kitaplarda yazılanlar beni sıkmadı. Özellikle son kitap Hoca'ya hayranlığımı epey artırdı. Diğer kitaplarına da bakacağım inşallah.
Dün kitapçıda Attila İlhan'ın "O Sarışın Kurt" kitabını gördüm ve aldım, dün biraz göz gezdirdim, güzele benziyor. Diğer kitaplarına da bakmam lazım, zira tarihsel açıdan altyapısı çok iyi.
Bu aralar kızımın ayrılık üzerine yaşadıkları ve bize yaşattıkları ile uğraşıyoruz. Trabzon'dan ayrıldığımızdan beri ayrılığı hazmedemedi, benim de şehir dışına olan seyahatlerim O'nu çok etkiliyor. İki hafta önce kreşe başladı, değişik uğraşılar edinsin-unutsun diye ama dayanamadı ve bıraktı. Geçen seyahatten eve döndüğümde bana şunu söyledi: " Sen benden uzaklaşmaya mı çalışıyorsun?" !!!! Kızım nerden buluyorsun bu lafları dedim, sanırım televizyonun etkisi.
İnsanın, evladının akıttığı gözyaşlarına tahammül etmesi ne kadar da zormuş.
Haluk Nurbaki Hoca'nın üç kitabını aldım, ikisi bitti diğeri de bitmek üzere. Yanlış hatırlamıyorsam Tahin önermişti bana Hocayı. Gerçekten de niye bugüne kadar Hoca ile karşılaşmadım diye hayıflandım. Tek Nur, İnsan Bilinmezi ve şu an okuduğum Fatiha'nın Kırk Yorumu. Daha önceleri teorik fizikle ilgilendiğim için kitaplarda yazılanlar beni sıkmadı. Özellikle son kitap Hoca'ya hayranlığımı epey artırdı. Diğer kitaplarına da bakacağım inşallah.
Dün kitapçıda Attila İlhan'ın "O Sarışın Kurt" kitabını gördüm ve aldım, dün biraz göz gezdirdim, güzele benziyor. Diğer kitaplarına da bakmam lazım, zira tarihsel açıdan altyapısı çok iyi.
Bu aralar kızımın ayrılık üzerine yaşadıkları ve bize yaşattıkları ile uğraşıyoruz. Trabzon'dan ayrıldığımızdan beri ayrılığı hazmedemedi, benim de şehir dışına olan seyahatlerim O'nu çok etkiliyor. İki hafta önce kreşe başladı, değişik uğraşılar edinsin-unutsun diye ama dayanamadı ve bıraktı. Geçen seyahatten eve döndüğümde bana şunu söyledi: " Sen benden uzaklaşmaya mı çalışıyorsun?" !!!! Kızım nerden buluyorsun bu lafları dedim, sanırım televizyonun etkisi.
İnsanın, evladının akıttığı gözyaşlarına tahammül etmesi ne kadar da zormuş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)