13 Mart 2006

Klavye mi Kalem mi?

Kendimi dışarı atıp yürüyemedim ama keyfim yerine geldi diyebilirim. Kızım öğlede uyuyunca ben de O'na bekçilik ettim. Daha sonra insan kaynaklarını aradım. Kadın da bir-iki gün sonra arayacağım deyip arayamamaktan üzgündü ama O da İstanbul'dan o yönde bir haber aldığını ve bana aktardığını iletti. Neyse sonuçta O da bu kadar bekletmek istemediğini falan söyledi.Kısa zamanda olur inşallah dedi.
Eskiden bu blog'a benzer yazılarımı-düşüncelerimi kağıda aktarırdım ve sanki daha mutlu olurdum, içim daha bir ferahlamış olurdu. Klavye, kalemin yerini tutmuyor. Zaten bugüne kadar hiçbir zaman günlük gibi elime bir ajanda alıp da oraya yazmış değilim. Bir kağıt parçasına 0,5 uçlu kalemimle veya tükenmezimle yazdıklarımı ya bir kitabın arasına ya da başka bir yere koyardım ve sonra tesadüfen o kağıdı bulduğumda yazdıklarımı tebessümle karşılardım.Geçen gün bir kitabın arasında İran'da Kermenşah havaalanında beklerken yazdığım kağıt parçasını gördüm, okuyunca oraya gittim ve güzel duygular yaşadım.
Neyse şimdilik bu kadar yeter..