12 Mayıs 2007

Efendimiz(sav)den Anlık Çizgiler

Bugüne kadar bu blogda hiç alıntı yapmadım ama şimdi sözü rahmetli hocamız Haluk Nurbaki'nin Peygamberimizle ilgili bir yazısına bırakıyorum. Bu buhranlı çağımızın sancılar içindeki insanları olarak O(sav)'nu daha iyi tanımaya şiddetle ihtiyacımız var:





Efendimizden Anlik Çizgiler
Fahr-i Kâinat Efendimizin hayat hikâyesi içinde, davranış biçimi, ne yazık ki mutluluk çağı tarihlerinde hep göz ardı edilmektedir. Gerçi bazı hadis ve tarih bilimcileri parça parça çizgiler vermişlerse de, bunlar Efendimizin davranış biçimini bütün olarak hemen hemen hiç yansıtmamaktadır.Hâlbuki, çağımızın insanı, Efendimizin konuşma, yürüme gibi günlük hayatından ana çizgileri çok merak etmektedir. Bunlardan birkaç ana noktayı özetlemek istiyorum:Fahr-i Kâinat Efendimiz, daha önce de değindiğim gibi, çok şık giyinen, bütün davranışından estetik ve zerafete çok önem veren bir yapıya sahipti. Hareketlerinin tümünde estetik ve zerafet ön plânda idi. Elini kaldırırken, konuşurken, ata binerken zarif hareketlerine hayran olmamak mümkün değildi. Tane tane konuşur, çok net bir diksiyona sahipti. Sesi güçlü idi, fakat hiç bağırmazdı. Her sözünde mutlak bir etkinlik göze çarpardı. En basit bir şeyi tanımlarken bile, konunun hiç eksiğini bırakmaz, herkesi hayran bırakırdı.Bütün insanlara, dinlerken de konuşurken de, aşırı bir saygı gösterirdi. Hiç kimseye bakarken gözünün ucu ile; yani yan bakmaz, birisiyle konuşurken, mutlaka o tarafa döner, konuşurdu. Fevkalâde esprili idi. Anlatacağı basit konuları bile esprinin zarif zarfı içinde takdim ederdi.İnsanların dünya ilgilerinden ve zaaflarından doğan davranışlarına büyük bir müsamaha gösterirdi. Nitekim, düğünlerdeki, spor eğlencelerindeki sınırlı taşkınlıkları izleyerek, bir bakıma onların devamına müsaade ederdi.Muhterem annelerimizin, hanımlara has eğlencelerine daima müsamaha gösterirdi. Ayrıca özellikle, hanımların titiz, temiz giyinmesini; bugünkü tabirle bakımlı olmalarını müteaddit defa belirtmişlerdir. 0 devrin süs unsuru olan sürme ve kına gibi uygulamaları ısrarla tavsiye etmişlerdir. Yine İslâm hanımlarının, eşleri ve diğer hanımlar yanında saçlarının daima bakımlı ve taranmış olmasını birçok defa emretmiştir.Efendimizin hayatında sunmak istediğimiz bu anlık çizgilerden çıkaracağımız en önemli sonuç: Efendimizin davranışlarının, o çağdaki arap karakter çizgisinden tamamen farklı bir görünümde olmasıdır. Meselâ, Efendimiz gerek kendi çocuklarıyla, gerekse sevgili torunlarıyla pek sıcak bir ilgi içinde idi. Onlarla şakalaşır, küçüklerle oynaşırdı. Hatta Efendimizin sevgili torunlarının, bizzat Fahr-i Kâinat Efendimiz namazda iken bile bu oyunlara devam ettiklerini biliyoruz. Bu önemli davranış, Efendimizin, çocuk terbiyesinde en önemli unsuru sevgi temeline dayandırması emridir. Gençleri muhatap alıp, daima onlarla konuşması, onları özel olarak eğitmesi, onlara ciddi sorumluluklar vermesi 14 asır önce kavranması imkânsız davranışlardır. Bu hikmetler, ancak çağımızda sezilebilen akıl almaz yüceliklerdir.Efendimizin yaşantısındaki çizgilerden en önemlilerinden biri de, sağlık ve spora verdiği önemdir. Yalnız yemek yemenin sakıncalarından tutunuz da, titiz bir diş sağlığına kadar her konuda büyük ölçüde beden sağlığının temel ilkelerini bizlere öğretmiştir. Ashabına rastladığı zaman, her defasında «çocuklarına yüzme, ata binme, ok atma gibi sporları» yaptırıp yaptırmadığını sorardı. Daha önemlisi bizzat kendisi hem atla, hem yaya koşu yarışları yapardı. Bunu Hz. Âişe annemizle ve Ebû Bekir Sıddîk Efendimizle sık sık tekrar ederdi. Ufak tefek rahatsızlıklarında, özellikle perhize, ottan yapılmış ilâçlara rağbet ederek sağlığını hiç aksatmazdı.Şüphesiz ki, Fahr-i Kâinat Efendimizin hayat çizgilerinde en önemli mesele: gelecekteki insanlara en doğru ve güzeli öğretme hikmeti idi. Bu yüzden Efendimiz, hayatındaki akıl almaz çileler ve mücadelelerin yanında; ufuk insan olma hikmetini eksiksiz yaşattı, öğretti durdu. Efendimizin ekmeliyetindeki; yani mükemmelliğindeki zirvesindeki asıl büyük hikmeti: hayatı, her türlü şartlar altında en güzel biçimde yaşamayı öğretmesidir. Savaşta merhameti, en çileli günlerde ibadetin hamd sırrını; akıl almaz uçların tezat hikmetleri içinde hem uyguladı, hem bizlere öğretti. Efendimizin hayatındaki bu sonsuz hikmetleri temelinden kavramadan sünneti sadece kıyafetle yaşamaya çalışmak pek hazindir.Elbette bir Müslüman, Efendimizi taklit etmek, onun ahlâkını kazanma çabası içinde olacaktır. Ancak bunun prensibi, Efendimizi yukarıda çok özet çizgiler hâlinde anlatmaya çalıştığımız mükemmel insan noktasından hareket ederek bulunabilir.Bir Müslümanın Efendimize benzeme tutkusu, temizlik, zerafet, sevgi dolu davranışların tümünden geçmedikçe sünneti yerine getirme gerçeğine kavuşamaz. İnanınız ki, yeryüzünde güzel olan ne varsa, zarif ve mükemmel olan hangi davranış varsa, mutlaka Efendimizden yansımış bir ışıktır. Velev ki onun sahibi farkında olsun, olmasın; mutlaka her güzel şey Efendimizin sırrından yansımıştır. Ve mutlaka güzel olan şey: Efendimizin, mutluluk çağında onu öyle yaşadığı için güzel olmuştur. Biz kendi kendimize hangi iddiada olursak olalım, bakımlı tertemiz dişler, insanların farkında olmadan bir sünneti yerine getirme tutkusudur.Batı, son yıllarda bu müthiş hikmeti sezdi. Bu yüzden Fahr-i Kâinat Efendimize hayranlığı büsbütün arttı.